Eğlence Adresin - BEBEĞİM VE BEN
   
  MENÜ
  Ana Sayfa
  İletişim
  HAKKIMIZDA
  HAYVANLAR
  Yemek Tarifleri
  Anketler
  Gazete
  Haberler
  CANLI TV izle
  yetişkin MODASI
  genç MODASI
  çocuk MODASI
  yaşlı MODASI
  Güzellik & Bakım
  Sağlık
  winx
  HEPSİ 1
  Atatürk Köşesi
  Komik Fıkralar
  Çocuklar Buraya
  Bilim & çevre
  Bilgi Daracığı
  efsaneler
  Site Tanıtımı
  KIZLARA ÖZEL
  BURÇLAR
  ilginç göz yanılmaları
  AŞK
  DİZİLER
  SİTE KURALLARI
  HELLO KİTTY
  SİMS 2
  BEBEĞİM VE BEN
  ÇOCUKLARIN YAPTIĞI GÜNLÜK JİMLASTİK
  herşeye rağmen hayat güzel
  karikatürler
  konuşan robot hoşsohbet
  TEŞEKKÜRLER
  Chat Box
  ÖRÜMCEK ADAM
  ONLİNE RADYO DİNLE
  SON DEPREMLER
  TÜRKİYE
  ONLİNE DUA ve hadis
  Karakterler ve simgeler
  HANGİ GÜN DOĞDUN?
  okulda nasıl havalı olunur
  Yeni sayfanın başlığı

BU HAFTA ANNELİK Mİ İŞ HAYATIMI VEDE DOKUNMANIN ÖNEMİ BEBEK MESAJI KONULARIMIZ VAR.
SORULARINIZ İÇİN esenaymine@hotmail.com adresinden HER TÜRLÜ SORUNUN CEVABINA ULAŞABİLİR BEBEKLERİN SALIĞI KOBUSUNDA BİLGİ EDİNEBİLİRSİNİZ..
TEŞEKKÜRLER..


Annelik Mi, İş Hayatı Mı?
 
 
Kadının zor seçimi: Annelik mi, iş hayatı mı?
Ülkemizde yüzde 70'den fazla işyerinde hamilelik nedeniyle işten çıkartılan kadın, patronuna dava açamıyor. Yasalara rağmen birçok işyeri yeni doğum yapan kadının ihtiyacı olan ortamı sağlamıyor ve izinleri kullandırmada sorun çıkartıyor.

Çocuk da yaparım, kariyer de... sloganı tarihe karıştı. Birleşmiş Milletler raporuna göre kadınların liderlik pozisyonuna yükselmelerinin önünde ciddi engeller var. Patronlar, çocuk doğurup işini ihmal edeceği düşüncesiyle kadın yöneticiyi tercih etmiyorlar. Araştırmalar bu nedenle çocuk yapma hayalinden vazgeçen kadınların sayısının her geçen gün arttığını söylüyor. Çocuk doğuranların durumu ise içler acısı.

Hamileliklerinde uyduruk bir neden gösterilerek işten çıkartılanlar, tuvaletlerde süt sağanlar, süt iznine gitmek istediği için patronunun ters bakışlarına maruz kalanlar, uzayan toplantılarda sütünü çekemediği için ateşlenenler, işe döner dönmez önüne yığılan dosyalar nedeniyle geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalanlar...

Bir Kadınlar Günü'nü daha geride bıraktık. Ülkemizde "çalışan anne" olmak hâlâ çok zor.

4857 sayılı İş Kanunu'nda kadının doğum öncesi ve sonrasına dair yasal hakları açıkça belirtilmiş. Üstelik 502den fazla işçinin çalıştığı her işyerinde emzirme odası ve kreş olması gerekiyor. Peki öyle mi? Gazi Üniversitesi İş Hukuku Profesörü Nizamettin Aktay'a konu hakkında en çok merak edilen soruları sordum.

Evlat edinen kadının da doğum izni olmalı
- İş Kanununun 74. maddesindeki izin süreleri sizce yeterli midir?
Avrupa standartlarının altındadır. İzin süreleri daha uzun olmalı, bir yaşından küçük evlat edinen anneye de aynı haklar verilmelidir. Babalara doğum izninin yürürlülüğe girmesi sevindiricidir.

- İşten çıkartılan hamile kadının yasal hakları nedir?
Yasaya göre işveren geçerli bir sebep göstermeden ve bu sebepi kanıtlamadan hamile bir kadını işten çıkartmışsa ağırlaştırılmış tazminat cezasına çarptırılır. Dört aylık maaşı, dört aya kadar çalışmadığı sürenin maaşı ve kıdem tazminatının toplamını işçisine ödemesi gerekir. Ancak bu 30'dan fazla kişinin çalıştığı işyerleri için geçerlidir. İşverenler başlarına bu tür işler açılmaması için çalışan sayılarını 29 gösteriyorlar. Kısaca ülkemizde yüzde 70'den fazla işyerinde böyle bir dava açamıyorsunuz.

- Peki işveren işten çıkartmıyor, ama süt izni gibi yasal haklarını kullanmada sorun çıkartıyorsa...
Bu durumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na durumu bildirip, takip kararı aldırtmanız lazım. Durum kanıtlanırsa, yine işverene para cezası uygulanıyor. Ancak ülkemizde bu işler çok ağır yürüyor ya da takip edilmiyor. Kamu bürokrasisinin işverenin üstüne gitmemek gibi bir tavrı vardır.

- Çok büyük şirketlerde bile emzirme odası veya kreş yok. Bunun da cezai yaptırımı yok mu?
Kanuna göre en az 50 işçinin çalıştığı her işyerinde kreş ve emzirme odası olmalı. Yoksa para cezası uygulanıyor ve Bakanlık sizden kısa bir süre içinde bu odaları yaptırmanızı istiyor. Bunun sorun olacağını düşünen şirketler ise çalışan sayısını en fazla 49 gösteriyor. Zaten böyle göstermeseler de takip edilmiyor.

İŞTE İŞVERENİN UYGULAMADA ZORLANDIĞI
MADDE...
4857 sayılı İş Kanunu'na göre Analık halinde çalışma ve süt izni MADDE 74 - Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir. Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir. Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz. İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kulllanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.

Çocuk isteği her şeyin önüne geçmemeli
Bursa'dan 32 yaşındaki Meral Şekerci soruyor: Dört kez tüp bebek denedik. Başarılı olamadık. Ben tekrar denemek istiyorum. Eşim ise aynı şeyleri yaşamaktan korkuyor. Bu anlaşmazlık ayrılıkla sonuçlanabilir. Ne yapmalıyım?
Amerikan hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu İlknur Yılmaz yanıtlıyor: İnfertilite süreci uzadıkça umutsuzluk artar. Bu uygulamayı dörtten fazla deneyen birçok çift var. Dört denemeden sonra "ayrılık" kelimesini telaffuz edebildiğinize göre, bu süreci hayli stresli yaşamış görünüyorsunuz. Çiftler arasındaki diyaloğun tamamını çocuk sahibi olmak oluşturmamalı. Bu konu hayatınızın tek odak noktası haline geldiyse, eşinizle olan diyaloğunuz ve cinsel hayatınız zarar görebilir. Birbirinize karşı suçlayıcı bir tutum içine girmek yerine, keyif aldığınız aktivitelere vakit ayırmanızı, bir süreliğine konuyu unutmaya çalışmanızı, birbirinize olan sevginizi hatırlamanızı, daha sonra eşinizle infertilite konusunda uzman bir psikoloğa danışmanızı öneririm. Bu süre zarfında hem sizin kaygılarınız azalabilir, hem de eşiniz tekrar deneme kararınıza ortak olabilir.

Dokunmanin Önemi ve Bebek Masaji
 
 
Anne karnında büyüyen bebek için annenin vücudunda temas, güvenlik ve sıcaklığın temelidir. Doğum sonrasında ise anne ile yakın olma ve ona tensel temas dış dünya ile iletişim kurmanın ilk örneğidir.

Yüzyıllardır, özellikle Asya uygarlıklarında uygulana gelen bir bakım sanatı olan masajın, tedavi amaçlı kullanımına Mısırlılar’ın en eski tıbbi dökümanı olan Eber Papirüsleri’nde rastlanmaktadır. Eski Yunan ve Roma’da çok popüler olan masaj, kasları güçlendirmek ve yaraların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla kullanılmıştır. Çok farklı kültürlerde, bebeklerin ilk aylarından başlayarak gelişim süreçlerinde karşılaşılan sindirim bozuklukları, infantil kolik, uyku düzensizlikleri gibi sorunlarında, yoğun tensel temas ve masaj, etkin bir tedavi yöntemi olarak bilinip halk arasında yaygın olarak kullanılmaktadır.

1881 yılında Berlin Üniversitesi’nde, başlarına masaj uygulanan kurbağaların daha aktif ve kuvvetli olduğu ortaya konmuştur. 1940’lı yıllarda bebeklerin sıkça kucaklanmasının solunumu ve dolaşımı uyardığı, zayıf ve düzensiz solunumun düzelmesine katkıda bulunduğu yönündeki bildiriler bu yöndeki araştırmalara itici kuvvet oluşturmuştur. Bilim adamları, tensel temas ve masajın büyüme ve gelişme, kronik hastalıkların nedene yönelik ve palyatif tedavisi, insanlar ve hayvanlar arasındaki iletişim düzenlenmesi üzerindeki biyolojik rolüne odaklanmışlardır.

Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin %90’ından fazlası gelişmekte olan ülkelerde doğmakta olup, bu bebekler büyüme sürecinde yüksek düzeyde bakım ve özen gerektirmektedirler. Son yıllarda maddi yük getirmeyen ve uygulaması kolay bir yöntem olarak, bebeklerde masajın tedavi amaçlı kullanımı üzerine araştırmalar ortaya konmuştur. Ancak bunlar daha çok yaşamsal risk taşıyan hastalıkları nedeniyle hastaneye yatırılmış bebekler üzerinde yapılmıştır.

Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde hastanede uygulanan masaj tedavisi ile kilo alımlarının hızlandığı, gelişimlerin daha hızlı ve dengeli olduğu, daha uzun süre uyanık kaldıkları, daha atik oldukları kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Ayrıca hastanede kalış süresi altı gün kısalmıştır. 8-12 ay sonra yapılan gözlemlerde, hastaneden ayrılınca masajın sürdürülmemesine karşın masaj grubunun hala kontrol grubuna göre daha iyi gelişme gösterdiği saptanmıştır. 1988 sonrasında yapılan farklı çalışmalarda, masajın gelişim üzerindeki etkileri yanında pek çok vücut işlevi üzerine etkisi de ortaya konmuştur. Prematüre, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin annelerinde çaresizlik ve bebeğin bakımı konusunda yetersizlik duygularını azaltması da bebek masajının önemli bir avantajıdır.

Tensel temasın davranışlar, büyüme-gelişme ve vücut işlevleri üzerindeki güçlü etkileri, fizyolojik ve biyokimyasal veriler ile desteklenmelidir.

Masajın Etkileri ve Yararları
Taktil uyarının büyüme-gelişme ve davranışlar üzerindeki etkileri:
Dokunmanın biyolojisini inceleyen araştırmacılar, tensel temasın ve masajın yaşam kalitesini arttırdığına ilişkin etkileyici veriler sunmaktadır. İnsan gelişimi konusundaki çalışmalar çocuğu ile ilişkileri kopuk deprese annelerden doğan bebeklerin anlamlı oranda büyüme geriliği ve gelişimsel testlerde düşük performans gösterdiklerini bildirmektedir.

Belli bir süre masaj yapılan ve yalnızca beşikte sallanan bebekler karşılaştırıldığında masaj uygulananların daha aktif, daha uyanık oldukları, daha az ağladıkları görülmüş ve daha az stres düzeyini gösterir biçimde masaj sırasında ölçülen tükürük kortizol düzeylerinin başlangıca göre düşük olduğu saptanmıştır. Masaj uygulanan bebeklerin daha fazla kilo aldıkları, daha kolay uykuya daldıkları ve anneleri ile yüz yüze geldiklerinde daha yakın davranışlar sergiledikleri gözlenmiştir.

Araştırıcılar, masaj sırasında vagal aktivitenin arttığını bildirmektedirler. Artmış vagal aktivite, insülin gibi besin emilimini arttıran hormonları artırmakta, bebeğin kilo alımına katkıda bulunmaktadır.

Taktil izolasyon ve stimülasyonun fizyolojik etkileri:
Masaj temel olarak doğrudan iskelet-kas sistemini, sinir sistemini ve dolaşım sistemini uyarmakta ve bu sistemlerce düzenlenen bir dizi biyokimyasal ve fizyolojik işlemi başlatmaktadır.

Stephen Suomi ve arkadaşları annelerinden ve büyüdükleri ortamlardan uzaklaştırılan maymunların fizyolojik ve ruhsal bozukluklar gösterdiklerini, kortizol ve adrenokortikotrop hormon düzeylerinin arttığını, norepinefrin metabolitlerinin ve kalp atışlarının arttığını görmüşlerdir. İnsanlara masaj yapıldığında ise stres nedeniyle salgılanan bu hormonların miktarlarının azaldığı, deneklerin sakinleştiği uyuşukluk yaşamayıp tersine uyarılmış yanıta daha hazır durumda oldukları gözlenmiştir. Bu beyin dalgalarının ölçümü (EEG) ile de doğrulanmıştır. İnfant dönemdeki hayvanlarda tensel temas yoksunluğunun davranışlar üzerine etkisini konu alan çalışmalar, stres hormonlarının burada anahtar rol oynadığını göstermiştir. Örneğin; sıçanlarda anne ve yavrusunda kısa süreli ayrılma, hücre büyüme ve farklılışmasının anlamlı bir indeksi olan ornitin dekarboksilaz aktivitesinde azalma ile sonuçlanmıştır. Annelerinden ayrılıp daha sonra yeniden birleştirilmeleri ile de glikokortikoid reseptör sistemlerinde önemli değişiklikler oluştuğu saptanmıştır.

Prematüre bebeklerde masajın 45 dakika öncesi ve bir saat sonrası yapılan değerlendirmede, masaj sonrasında kortizolün diürnal ritimden bağımsız olarak anlamlı olarak azaldığı gösterilmiştir.

Tensel temasın bağışıklık sistemi üzerine etkileri:
Araştırmacıların dikkatini çeken bir diğer konu tensel temasın bağışıklık sisteminin uyarılmasında doğrudan ve dolaylı etkileri olmuştur.

Laudenger ve arkadaşları annelerinden ayrılmış maymunların, antijen uyarısına daha az antikor yanıtı gösterdiklerini, Coe ve arkadaşları yaşamlarının ilk birkaç ayında annelerinden ayrılmış olan maymunların değişik derecelerde bağışıklık sorunları ile karşı karşıya kaldıklarını bildirmişlerdir.

Dokunmanın bağışıklık sistemi üzerinde oluşturduğu etkilerin santral sinir sistemi hormonol aktivite arasındaki ilişkiye dayandığı düşünülmektedir. Ayrıca, masaj tedavisinin natural killer aktivitesini arttırdığı belirtilmektedir.

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalara ek olarak, masajın HIV (+) insanlarda da bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkilerini gösteren araştırmalar vardır. Bu kişilere bir ay süreyle haftada beş gün 45’er dakika uygulanan masaj ile anksiyetenin ve kan kortizol düzeyinin anlamlı olarak azaldığı, masaj sırasında seratoninin arttığı, natürel killer sitotokisitesinin azaldığı görülmüştür.

Tensel temasın anne üzerindeki etkileri:
Bebeğin okşanması ve dokunma sırasında annenin rahatlamasını ve anne sütünün artmasını sağlayan “prolaktin hormonunun” salgılanmasını arttırır.

Ayrıca anne bebek arasındaki duygu alış verişini sağlayarak, anne-bebek arasındaki bağı güçlendirir.
Bebeğe sevgi ve şevkatle dokunma onun gelişimine büyük katkıda bulunacaktır. Temel olarak bebeğin bedensel ve ruhsal gelişimini olumlu yönde etkileyen bir etkinlik olan masaj aynı zamanda bir rahatlama tekniğidir. Bilinçli bir biçimde rahatlama yeteneğini kazanması, aynı zamanda büyümenin yaratacağı zorluklarla başa çıkmasında bebeğe yardımcı olacak çok önemli bir avantaj olup bu ilk günlerinde ona verebilecek en değerli armağanlardan biri olacaktır.

Sonuç olarak;
Masaj, mekanik bir olay değil, bedenin tümünü ya da belirli bir bölümünü rahatlatmak için yapılan “dokunma” sanatıdır.
Bebek masajı bebeğin sağlığı, yaşam kalitesi anne ile iletişimi açısından önemlidir.
Bebeğin meme emme ve diş çıkarma dönemlerinde ise daha az gereklidir.
İntrauterin dönemlerinde ise daha az gereklidir.
Kas koordinasyonunu geliştirir.
Fiziksel gelişimine yardımcı olur.
Dolaşım, solunum ve sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur.
Bebeğin rahatlamasına ve uyumasına yardımcı olur.
Hareketliliğini arttırır.
Bağışıklama sistemini güçlendirir.
Bebeğin daha uzun süre anne sütü ile beslenmesini sağlar.

Masaj Uygularken Dikkat edilmesi gereken noktalar:
1. 15 dakika süreyle rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda olduğunuzdan emin olun. Rahat bir ortam yaratmak ve ikinizi de gevşetmek için hafif bir müzik çalın.

2. Odanın ılık olmasına ve masaj süresince de böyle kalmasına özen gösterin. Bebeğinizi yatıracağınız yumuşak bir yüzey hazırlayın. Temiz bir altbezi ve yumaşak bir havlu masaj süresince gerekebileceğinden masaj yaptığınız yerde bunları hazır bulundurmalısınız. Masajı banyo sonrası bebek çıplakken yapmak en doğrusudur, ancak bunun yanı sıra size uygun olan başka bir zamanda da yapılabilir.

3. Bebeğe masaj yapılırken çok fazla şeye gerek yoktur. Yumuşak formüllü bir bebek yağı kullanılırsa, masaj sırasında sürtünme nedeniyle bebeğin derisi zedelenmez. Herhangi bir lezyon oluşursa masaja ara verin.

4. Ellerinizin bebeğin derisi üzerinde kaymasını sağlayacak kadar yağ kullanın. Önce hafif dokunuşlarla başlayın ve daha sonra bebeğiniz masaja alıştıkça hafifçe bastırarak masajı sürdürün.

5. Bebeğinizin daha da rahatlamasını sağlamak için, onun dikkatini bedeninin bir noktasına toplamasını sağlayın ve ona nasıl davranacağını öğretin. Örneğin bir kolunu tutun. Kolu hafifçe sallarken ona “rahatla” deyin ve gülümseyin. Bu, bebeğin dikkatini kendi vücudu üzerinde yoğunlaştırmasını ve rahatlamasını sağlar. Bu ruh halindeyken de dokunuşlarınızdaki olumlu mesajları daha kolay anlar.

Bebek Masajı Nasıl Yapılır ?

Bacaklar/ Sıkma ve burma
Bebeğinizin bacağını havaya kaldırın ve iki elinizle kavrayın. Burma hareketine benzer bir hareketle bileklerinizi kırarak ve ellerinizi bebeğin kalçasından bileğine doğru hareket ettirerek çevirin. Bu hareketi yaparken bacağı hafifçe sıkın. Aynı hareketi bilekten kalçaya doğru yineleyin.

Bebeğinizin bacağını avuç içlerinizle dizinden bileğine doğru yuvarlayarak, hafif hafif ovuşturun. Ayrıca bebekler ayaklarına masaj yapılmasından çok hoşlanır. Topuktan başlayarak parmaklara doğru ayak tabanınını ovun.

Sırt/ İleri geri
Ellerinizi bebeğin sırtında yanlamasına ileri geri hareket ettirerek masaja başlayın. Bunu yaparken ellerinizi yavaşca sırtta aşağı ve yukarı doğru kaydırın. Daha sonra bir elinizi bebeğin boynundan yukarı kaydırın. Daha sonra bir elinizi bebeğin boynundan aşağı doğru hafifçe bastırarak indirin. Son olarak da sırtında parmaklarınızın uçlarıyla küçük daireler çizin.

Yüz / Gülümseme
Meme emerken, diş çıkarırken, ağlarken ve dış dünyada olup bitenlere karşı çeşitli tepkiler verirken bebeğinizin yüz kasları oldukça gerilir. Baş parmaklarınızla üst ve alt dudağına, yüzüne gülümsetecek biçimde şakaklara doğru masaj yapın.

Göğüs / Açık kitap
İki elinizi, bebeğinizin göğsünün ortasına yerleştirin ve göğüs kafesine, koltuk altlarına doğru hafifçe bastırarak, sanki bir kitabın sayfalarını düzeltirmiş gibi masaj yapın. Ellerinizi göğsünden kaldırmadan bir daire çizerek yeniden göğsün ortasına dönün. Şimdi de bir elinizi göğsün ortasından çaprazlama olarak iki omuza doğru ileri geri kaydırın.

Kollar / Koltuk altları
Bebeğinizin kolunu havaya kaldırın ve lenf boğumlarının olduğu koltuk altlarını hafifçe ovun

Sıkma ve burma
Bebeğinizin kolunu havaya kaldırın ve iki elinizle kavrayın. Burma hareketine benzer bir hareketle bileklerinizi kırarak, ellerinizi bebeğin omuzundan bileğine doğru hareket ettirerek hafifçe çevirin. Bu hareketi yaparken kolunu hafifçe sıkın. Sonra aynı hareketi bilekten omuza doğru yineleyin.
 
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

Bugün 1 ziyaretçi (55 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=